şerefsiz

إِنَّهُ شَخْصٌ عَدِيمُ الشَّرَفِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَقُولَ أَيَّ نَوْعٍ مِنَ الْأَكَاذِيبِ.

O kadar şerefsiz bir insan ki, her türlü yalanı söyleyebilir.

لَمْ أَكُنْ أَتَوَقَّعُ مِثْلَ هَذَا السُّلُوكِ الَّذِي لَا شَرَفَ لَهُ.

Böyle şerefsiz bir davranış beklemiyordum.

الْجَمِيعُ يَعْرِفُ أَنَّهُ رَجُلٌ خَسِيسٌ.

Şerefsiz bir adam olduğunu herkes biliyor.