تَفْسِير — تَفَاسِير
جَعَلَ التَّفْسِيرُ الْمُقَدَّمُ لِمَادَّةِ الْقَانُونِ الْمَوْضُوعَ أَكْثَرَ وُضُوحًا.
Kanun maddesine getirilen şerh, konuyu daha anlaşılır kıldı.
جَعَلَ التَّفْسِيرُ الْمُقَدَّمُ لِمَادَّةِ الْقَانُونِ الْمَوْضُوعَ أَكْثَرَ وُضُوحًا.
Kanun maddesine getirilen şerh, konuyu daha anlaşılır kıldı.
بِفَضْلِ شَرْحِ الْمُعَلِّمِ، فَهِمْتُ الْمَوْضُوعَ بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.
Hocanın şerhi sayesinde konuyu daha iyi anladım.
أَثَارَ التَّعْلِيقُ عَلَى قَرَارِ الْمَحْكَمَةِ جَدَلاً.
Mahkeme kararına yapılan şerh, tartışmalara yol açtı.