şev

كَانَ مِنَ الصَّعْبِ التَّسَلُّقُ لِأَنَّ مُنْحَدَرَ الْجَبَلِ كَانَ شَدِيدَ الِانْحِدَارِ.

Dağın şevi çok dik olduğu için tırmanmak zordu.

مَيْل — مُيُول

اضْطُرَّتِ السَّيَّارَةُ إِلَى التَّبَاطُؤِ بِسَبَبِ مَيْلِ الطَّرِيقِ.

Yolun şevi nedeniyle araba yavaşlamak zorunda kaldı.

يَسْمَحُ انْحِدَارُ الْمَبْنَى بِتَدَفُّقِ الْمِيَاهِ بِسُهُولَةٍ.

Binanın şevi, suyun kolayca akmasını sağlıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler