كَانَ وَجْهُهُ مُنْتَفِخًا لِأَنَّهُ تَعَرَّضَ لِلَدْغَةِ نَحْلَةٍ.
Yüzü şişikti çünkü arı sokmuştu.
كَانَ وَجْهُهُ مُنْتَفِخًا لِأَنَّهُ تَعَرَّضَ لِلَدْغَةِ نَحْلَةٍ.
Yüzü şişikti çünkü arı sokmuştu.
بِمُجَرَّدِ أَنِ الْتَوَى كَاحِلُهُ، ظَهَرَ تَوَرُّمٌ عَلَى الْفَوْرِ.
Ayağı burkulunca hemen şişik oluştu.