şişman

الْقِطُّ سَمِينٌ لِأَنَّهُ يَأْكُلُ كَثِيرًا.

Kedi çok yediği için şişman.

كَانَ رَجُلٌ بَدِينٌ يَمْشِي فِي الْحَدِيقَةِ.

Şişman bir adam parkta yürüyüş yapıyordu.

يُفَضِّلُ بَعْضُ النَّاسِ أَنْ يَكُونُوا مُمْتَلِئِي الْجِسْمِ.

Bazı insanlar şişman olmayı tercih eder.