ضَرَبَتِ الْعَاصِفَةُ الْمَدِينَةَ بِشِدَّةٍ وَتَسَبَّبَتْ فِي أَضْرَارٍ كَثِيرَةٍ.
Fırtına, şehri şiddetle vurdu ve birçok hasara neden oldu.
ضَرَبَتِ الْعَاصِفَةُ الْمَدِينَةَ بِشِدَّةٍ وَتَسَبَّبَتْ فِي أَضْرَارٍ كَثِيرَةٍ.
Fırtına, şehri şiddetle vurdu ve birçok hasara neden oldu.
هَزَّ الزِّلْزَالُ الْمِنْطَقَةَ بِقُوَّةٍ وَهَرَبَ النَّاسُ فِي حَالَةٍ مِنَ الذُّعْرِ.
Deprem, bölgeyi şiddetle sarstı ve insanlar panik içinde kaçıştı.
تَدَخَّلَتِ الشُّرْطَةُ بِعُنْفٍ ضِدَّ الْمُتَظَاهِرِينَ.
Polis, protestoculara şiddetle müdahale etti.
بِكُلِّ عُنْف، بِقَسْوَة، بِالشِّدَّة