شَدَّدَتِ الْمَدْرَسَةُ الْقَوَاعِدَ بَعْدَ الْحَادِثِ.
Okul olaydan sonra kuralları şiddetlendirdi.
شَدَّدَتِ الْمَدْرَسَةُ الْقَوَاعِدَ بَعْدَ الْحَادِثِ.
Okul olaydan sonra kuralları şiddetlendirdi.
بَدَلًا مِنْ زِيَادَةِ حِدَّةِ النِّقَاشِ، يَجِبُ أَنْ نُحَاوِلَ التَّهْدِئَةَ.
Tartışmayı şiddetlendirmek yerine sakinleşmeye çalışmalıyız.
الْعِلَاجُ الْخَاطِئُ فَاقَمَ الْمَرَضَ أَكْثَرَ.
Yanlış tedavi, hastalığı daha da şiddetlendirdi.
غَلَّظَ، أَثْخَنَ