يَشْعُرُ قَلْبِي بِكَسْرٍ عَمِيقٍ بِسَبَبِ أَلَمِ فِرَاقِنَا.
Kalbim, ayrılığımızın acısıyla derinden şikeste hissediyor.
يَشْعُرُ قَلْبِي بِكَسْرٍ عَمِيقٍ بِسَبَبِ أَلَمِ فِرَاقِنَا.
Kalbim, ayrılığımızın acısıyla derinden şikeste hissediyor.
دَخَلَ فَرِيقُنَا فِي حَالَةٍ رُوحِيَّةٍ مَهْزُومَةٍ بَعْدَ الْهَزِيمَةِ فِي الْمُبَارَاةِ الْأَخِيرَةِ.
Takımımız, son maçta aldığı yenilgiyle şikeste bir ruh haline büründü.
ظَهَرَ عَلَى وَجْهِهِ تَعْبِيرٌ حَزِينٌ بَعْدَ تَلَقِّيهِ الْأَخْبَارَ السَّيِّئَةَ.
Aldığı kötü haberlerden sonra yüzünde şikeste bir ifade belirdi.