şuursuz

كَانَ الرَّجُلُ مُلْقًى عَلَى الأَرْضِ فَاقِدًا لِلْوَعْيِ بَعْدَ الحَادِثِ.

Kaza sonrası adam şuursuz bir şekilde yerde yatıyordu.

يَتَصَرَّفُ بَعْضُ النَّاسِ بِشَكْلٍ غَيْرِ وَاعٍ تُجَاهَ الْبِيئَةِ.

Bazı insanlar çevreye karşı şuursuz davranıyorlar.

وَاجَهَ الْعَدِيدَ مِنَ الْمَشَاكِلِ بِسَبَبِ تَصَرُّفَاتِهِ الطَّائِشَةِ.

Şuursuz davranışları yüzünden birçok sorun yaşadı.