حَاوَلْتُ أَنْ آسِيَ صَدِيقِي بَعْدَ وَفَاةِ وَالِدِهِ، لَكِنْ لَا تُوجَدُ كَلِمَاتٌ تُخَفِّفُ هَذَا الْحُزْنَ.
Babası öldükten sonra arkadaşımı teselli etmeye çalıştım ama bu acıyı hafifletecek hiçbir kelime yok.
حَاوَلْتُ أَنْ آسِيَ صَدِيقِي بَعْدَ وَفَاةِ وَالِدِهِ، لَكِنْ لَا تُوجَدُ كَلِمَاتٌ تُخَفِّفُ هَذَا الْحُزْنَ.
Babası öldükten sonra arkadaşımı teselli etmeye çalıştım ama bu acıyı hafifletecek hiçbir kelime yok.
كَلِمَاتُ الْأُمِّ الْحَنُونَةِ اسْتَطَاعَتْ أَنْ تُؤَاسِيَ طِفْلَهَا الْخَائِفَ مِنَ الظَّلَامِ.
Annenin şefkatli sözleri, karanlıktan korkan çocuğunu rahatlatmayı başardı.
آسَى الطَّبِيبُ الْمَرِيضَ وَطَمْأَنَهُ بِأَنَّ حَالَتَهُ قَابِلَةٌ لِلشِّفَاءِ.
Doktor hastayı avuttu ve durumunun iyileşebilir olduğunu söyledi.