آلَمَنِي كَلَامُهُ الْجَارِحُ.
Onun kırıcı sözleri beni acıttı.
آلَمَنِي كَلَامُهُ الْجَارِحُ.
Onun kırıcı sözleri beni acıttı.
آلَمَنِي خَبَرُ وَفَاةِ صَدِيقِي.
Arkadaşımın ölüm haberi beni üzdü.
آلَمَهُ أَنَّ أَصْدِقَاءَهُ نَسُوا عِيدَ مِيلَادِهِ.
Arkadaşlarının doğum gününü unutması onu incitti.
Ayrıca: içini sızlatmak, acı vermek
ağrıtmak, sızlatmak, içini burkmak, kalp kırmak, kederlendirmek, tazip etmek, muazzep etmek, muzdarip etmek
هٰذَا الْخَبَرُ آلَمُ مِنَ السَّابِقِ.
Bu haber öncekinden daha acı verici.