أَبْلَغْتُ الشُّرْطَةَ عَنِ السَّرِقَةِ الَّتِي وَقَعَتْ فِي الْحَيِّ الْمُجَاوِرِ.
Polise, komşu mahallede meydana gelen hırsızlığı bildirdim.
أَبْلَغْتُ الشُّرْطَةَ عَنِ السَّرِقَةِ الَّتِي وَقَعَتْ فِي الْحَيِّ الْمُجَاوِرِ.
Polise, komşu mahallede meydana gelen hırsızlığı bildirdim.
أَبْلَغَنِي صَدِيقِي بِوُصُولِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ فِي وَقْتٍ مُتَأَخِّرٍ مِنَ اللَّيْلِ.
Arkadaşım bana gece geç saatlerde şehre vardığını haber verdi.
أَبْلَغَتِ الْمَحْكَمَةُ الْمُتَّهَمَ بِالْحُكْمِ رَسْمِيًّا.
Mahkeme, hükmü sanığa resmen tebliğ etti.
Ayrıca: nakletmek, raporlamak
iblağ etmek
هَذِهِ الْعِبَارَةُ أَبْلَغُ مِنْ تِلْكَ فِي التَّعْبِيرِ عَنِ الْمَعْنَى.
Bu ifade, anlamı anlatmada ötekinden daha beliğdir.