لَا تَكُنْ أَبْلَهَ وَتُصَدِّقَ كُلَّ مَا تَسْمَعُهُ مِنَ الشَّائِعَاتِ.
Aptal olma ve duyduğun tüm dedikodulara inanma.
لَا تَكُنْ أَبْلَهَ وَتُصَدِّقَ كُلَّ مَا تَسْمَعُهُ مِنَ الشَّائِعَاتِ.
Aptal olma ve duyduğun tüm dedikodulara inanma.
تَصَرَّفَ الشَّابُّ كَأَبْلَهَ عِنْدَمَا حَاوَلَ خِدَاعَ الْبَائِعِ فِي السُّوقِ.
Genç adam pazarda satıcıyı aldatmaya çalışırken ahmakça davrandı.
إِنَّهُ أَبْلَهُ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ يُصَدِّقُ كُلَّ شَيْءٍ.
O kadar salak ki her şeye inanıyor.
Ayrıca: avanak, ebleh, andaval, budala
koyun gibi, odun kafalı, düdük, enayi, şapşal, kabak kafalı, gerzek, embesil, koyun bakışlı, aval, angut, ibiş gibi, ibiş, cennet öküzü, andavallı, hırbo, hödük, mankafa, saloz, seme, şaşkaloz, şavalak, ablavut, zırtapoz, saftaron, abdalımsı, şaşkaval, gebeş