أَبْهَجَتْنِي هَدِيَّتُكَ كَثِيرًا.
Hediyen beni çok mutlu etti.
أَبْهَجَتْنِي هَدِيَّتُكَ كَثِيرًا.
Hediyen beni çok mutlu etti.
أَبْهَجَتْنِي زِيَارَةُ صَدِيقِي الْقَدِيمِ بَعْدَ غِيَابٍ طَوِيلٍ.
Uzun bir aradan sonra eski arkadaşımın ziyareti beni sevindirdi.
أَبْهَجَتِ الْأَخْبَارُ الْجَيِّدَةُ قُلُوبَ الْجَمِيعِ فِي الْقَرْيَةِ.
İyi haberler köydeki herkesin kalbini neşelendirdi.
mesut etmek, mest etmek, içini ısıtmak, mutlulandırmak, mutlandırmak, heyecanlandırmak