بَدَتِ الْحَدِيقَةُ أَبْهَى فِي فَصْلِ الرَّبِيعِ بِأَلْوَانِ الزُّهُورِ الزَّاهِيَةِ.
Bahçe, ilkbaharda parlak çiçek renkleriyle daha güzel görünüyordu.
بَدَتِ الْحَدِيقَةُ أَبْهَى فِي فَصْلِ الرَّبِيعِ بِأَلْوَانِ الزُّهُورِ الزَّاهِيَةِ.
Bahçe, ilkbaharda parlak çiçek renkleriyle daha güzel görünüyordu.
كَانَ الْقَمَرُ أَبْهَى فِي تِلْكَ اللَّيْلَةِ الصَّافِيَةِ مِنَ اللَّيَالِي الْأُخْرَى.
O berrak gecede ay diğer gecelerden daha parlaktı.
ظَهَرَ الْقَصْرُ الْمَلَكِيُّ أَبْهَى بَعْدَ التَّرْمِيمَاتِ الْأَخِيرَةِ.
Kraliyet sarayı son restorasyonlardan sonra daha görkemli göründü.