أَثْقَلَ

يُثْقِلُ، إِثْقَال
Aynı yazılan 1 kelime daha

أَثْقَلَتِ الدُّيُونُ كَاهِلَ الشَّرِكَةِ وَجَعَلَتْهَا غَيْرَ قَادِرَةٍ عَلَى الْمُنَافَسَةِ.

Borçlar şirketin yükünü ağırlaştırdı ve rekabet edemez hale getirdi.

أَثْقَلَتِ الْأُمُّ حَقَائِبَ أَطْفَالِهَا بِالْهَدَايَا وَالْأَلْعَابِ.

Anne, çocuklarının çantalarını hediyeler ve oyuncaklarla yükledi.

أَثْقَلُ

الْحَدِيدُ أَثْقَلُ مِنَ الْخَشَبِ.

Demir ahşaptan daha ağırdır.