أَثْمَرَتْ جُهُودُ السَّلَامِ بَيْنَ الدَّوْلَتَيْنِ بَعْدَ مُفَاوَضَاتٍ طَوِيلَةٍ وَشَاقَّةٍ.
İki ülke arasındaki barış çabaları, uzun ve zorlu müzakerelerden sonra sonuç verdi.
أَثْمَرَتْ جُهُودُ السَّلَامِ بَيْنَ الدَّوْلَتَيْنِ بَعْدَ مُفَاوَضَاتٍ طَوِيلَةٍ وَشَاقَّةٍ.
İki ülke arasındaki barış çabaları, uzun ve zorlu müzakerelerden sonra sonuç verdi.
أَثْمَرَتْ شَجَرَةُ البُرْتُقَالِ فِي حَدِيقَتِنَا هَذَا العَامَ بِغَزَارَةٍ.
Bahçemizdeki portakal ağacı bu yıl bol miktarda meyve verdi.
أَثْمَرَتِ الِاسْتِثْمَارَاتُ الجَدِيدَةُ فِي قِطَاعِ الزِّرَاعَةِ بِشَكْلٍ مَلْحُوظٍ.
Tarım sektöründeki yeni yatırımlar önemli ölçüde verimli oldu.
sonuç almak, baş bulmak, netice vermek, boş çıkmamak, meyvelenmek, meyvelendirmek, yemişlenmek