أَحْبَطَتِ الشُّرْطَةُ مُحَاوَلَةَ تَهْرِيبِ الْمُخَدِّرَاتِ عَبْرَ الْحُدُودِ بِفَضْلِ مَعْلُومَاتٍ اسْتِخْبَارَاتِيَّةٍ دَقِيقَةٍ.
Polis, doğru istihbarat sayesinde sınırdan uyuşturucu kaçakçılığı girişimini boşa çıkardı.
أَحْبَطَتِ الشُّرْطَةُ مُحَاوَلَةَ تَهْرِيبِ الْمُخَدِّرَاتِ عَبْرَ الْحُدُودِ بِفَضْلِ مَعْلُومَاتٍ اسْتِخْبَارَاتِيَّةٍ دَقِيقَةٍ.
Polis, doğru istihbarat sayesinde sınırdan uyuşturucu kaçakçılığı girişimini boşa çıkardı.
لَا تَدَعِ الْفَشَلَ يُحْبِطْكَ، بَلْ تَعَلَّمْ مِنْهُ وَاسْتَمِرَّ فِي الْمُحَاوَلَةِ.
Başarısızlığın cesaretini kırmasına izin verme, ondan öğren ve denemeye devam et.
أَحْبَطَ الْمُدِيرُ الْمُوَظَّفِينَ عِنْدَمَا أَعْلَنَ عَنْ تَجْمِيدِ الرَّوَاتِبِ بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Müdür, ekonomik kriz nedeniyle maaşların dondurulduğunu açıkladığında çalışanları hayal kırıklığına uğrattı.
engellemek, bedbin etmek, meyus etmek, demoralize etmek, karamsarlaştırmak, umutsuzlaştırmak, meyus olmak, cesaretsizlenmek