أَخْبَرَ

يُخْبِرُ، إِخْبَار

أَرْجُو أَنْ تُخْبِرَنِي إِذَا كَانَ لَدَيْكَ أَيُّ أَخْبَارٍ جَدِيدَةٍ عَنِ الْمَشْرُوعِ.

Proje hakkında yeni bir haberin olursa lütfen bana haber ver.

أَخْبَرْتُهُ بِكُلِّ مَا حَدَثَ فِي الِاجْتِمَاعِ لِيَكُونَ عَلَى عِلْمٍ.

Bilgisi olması için toplantıda olan her şeyi ona söyledim.

أَخْبَرْتُ الشُّرْطَةَ عَنِ السَّرِقَةِ الَّتِي وَقَعَتْ فِي الْحَيِّ الْمُجَاوِرِ.

Komşu mahallede meydana gelen hırsızlığı polise bildirdim.

İlişkili Kelimeler