دَلِيل

فِي الرِّحْلَةِ إِلَى إِسْطَنْبُولَ، أَخَذَنَا دَلِيلٌ إِلَى الْمُتْحَفِ وَشَرَحَ لَنَا كُلَّ شَيْءٍ.

İstanbul gezisinde bir rehber bizi müzeye götürdü ve bize her şeyi anlattı.

قَالَتِ الشُّرْطِيَّةُ إِنَّهَا وَجَدَتْ دَلِيلًا جَدِيدًا فِي الْغُرْفَةِ، وَسَتَأْخُذُهُ إِلَى الْمَرْكَزِ.

Kadın polis odada yeni bir kanıt bulduğunu ve onu merkeze götüreceğini söyledi.

وَجَدَتِ الشُّرْطَةُ أَدِلَّةً كَافِيَةً لِلْقَبْضِ عَلَى الْمُجْرِمِ.

Polis, suçluyu yakalamak için yeterli delil buldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler