أَذَاقَهُ عَذَابَ الضَّمِيرِ.
Ona vicdan azabı yaşattı.
أَذَاقَهُ مَرَارَةَ الْهَزِيمَةِ.
Ona yenilginin acısını tattırdı.
أَذَاقَهُ مُعَانَاةَ الْفَقْرِ.
Ona yoksulluğun acısını deneyimletti.