أَرَادَ

يُرِيدُ، إِرَادَة

أَرَادَ الطَّالِبُ النَّجَاحَ فِي الِامْتِحَانِ بِجِدٍّ وَاجْتِهَادٍ.

Öğrenci sınavda çok çalışarak ve gayret göstererek başarılı olmak istedi.

أَرَادَ اللهُ لَنَا الْخَيْرَ.

Allah bizim için hayır diledi.

أَرَادَ الْمُسَافِرُ زِيَارَةَ الْأَمَاكِنِ الْمُقَدَّسَةِ فِي رِحْلَتِهِ.

Yolcu seyahatinde kutsal yerleri ziyaret etmeye niyet etti.