أَنَا أُرَجِّحُ هَذِهِ الطَّرِيقَةَ عَلَى الطُّرُقِ الْأُخْرَى.
Bu yöntemi diğerlerine yeğ tutuyorum.
أَنَا أُرَجِّحُ هَذِهِ الطَّرِيقَةَ عَلَى الطُّرُقِ الْأُخْرَى.
Bu yöntemi diğerlerine yeğ tutuyorum.
عَلَى الْأَرْجَحِ سَيَأْتِي غَدًا.
Büyük ihtimalle yarın gelecek.
müreccah
أَرْجَحَتِ الْأُمُّ الطِّفْلَ عَلَى الْأُرْجُوحَةِ.
Anne çocuğu salıncakta sallandırdı.
sarkaçlamak