أَرْعَدَ

يُرْعِدُ، إِرْعَاد

أَرْعَدَ صَوْتُ الْمُتَحَدِّثِ فِي الْقَاعَةِ الْكَبِيرَةِ.

Konuşmacının sesi büyük salonda gürültü çıkardı.

بَدَأَتِ السَّمَاءُ تُرْعِدُ بِقُوَّةٍ مَعَ اقْتِرَابِ الْعَاصِفَةِ.

Fırtına yaklaşırken gökyüzü şiddetle gürlemeye başladı.

İlişkili Kelimeler