أَسْبَغَ

يُسْبِغُ، إِسْبَاغ

أَسْبَغَ اللهُ عَلَيْنَا نِعَمَهُ الظَّاهِرَةَ وَالْبَاطِنَةَ فِي كُلِّ مَكَانٍ وَزَمَانٍ.

Allah, her yerde ve her zaman zahiri ve batıni nimetlerini üzerimize bollaştırdı.

أَسْبَغَ الْمُدِيرُ عَلَى الْمُوَظَّفِينَ مُكَافَآتٍ قَيِّمَةً لِجُهُودِهِمُ الْمُتَمَيِّزَةِ.

Müdür, üstün çabalarından dolayı çalışanlara değerli ödüller ihsan etti.

أَسْبَغَ عَلَيْنَا الْكَاتِبُ بِمَعْلُومَاتٍ قَيِّمَةٍ خِلَالَ النَّدْوَةِ الثَّقَافِيَّةِ.

Yazar, kültürel seminer sırasında bize değerli bilgiler lütfetti.