أَسْعَدَنِي خَبَرُ نَجَاحِكَ فِي الِامْتِحَانِ النِّهَائِيِّ يَا صَدِيقِي.
Sınavı geçtiğin haberi beni çok mutlu etti arkadaşım.
أَسْعَدَنِي خَبَرُ نَجَاحِكَ فِي الِامْتِحَانِ النِّهَائِيِّ يَا صَدِيقِي.
Sınavı geçtiğin haberi beni çok mutlu etti arkadaşım.
أَسْعَدَتْنِي زِيَارَتُكَ الْمُفَاجِئَةُ بَعْدَ غِيَابٍ طَوِيلٍ.
Uzun bir aradan sonraki ani ziyaretin beni çok sevindirdi.
أَسْعَدَ الْمُعَلِّمُ طُلَّابَهُ بِنَتَائِجِهِمْ.
Öğretmen, öğrencilerini sonuçlarıyla memnun etti.
Ayrıca: neşelendirmek
hoşnut etmek, mesut etmek, şad etmek
هُوَ أَسْعَدُ مِنِّي بِهَذَا الْخَبَرِ.
O, bu haberden benden daha mutlu.