أَسْنَدَ الْفَرِيقُ جُهُودَهُ إِلَى الْبَحْثِ الْعِلْمِيِّ لِتَحْقِيقِ نَتَائِجَ أَفْضَلَ.
Ekip, daha iyi sonuçlar elde etmek için çabalarını bilimsel araştırmaya dayandırdı.
أَسْنَدَ الْفَرِيقُ جُهُودَهُ إِلَى الْبَحْثِ الْعِلْمِيِّ لِتَحْقِيقِ نَتَائِجَ أَفْضَلَ.
Ekip, daha iyi sonuçlar elde etmek için çabalarını bilimsel araştırmaya dayandırdı.
أَسْنَدَ الرَّجُلُ ظَهْرَهُ إِلَى الْحَائِطِ لِيَسْتَرِيحَ قَلِيلًا بَعْدَ الْعَمَلِ الشَّاقِّ.
Adam, yorucu işten sonra biraz dinlenmek için sırtını duvara dayadı.
istinat ettirmek, tevcih etmek, abandırmak, dayandırmak, hereklemek, yakıştırmak, yaslamak, yaslandırmak, atfetmek