أَصَابَ الْجَفَافُ الْمِنْطَقَةَ هَذَا الْعَامَ.
Kuraklık bu yıl bölgeyi vurdu.
أَصَابَ الْجَفَافُ الْمِنْطَقَةَ هَذَا الْعَامَ.
Kuraklık bu yıl bölgeyi vurdu.
أُصِيبَ أَخِي بِالزُّكَامِ.
Kardeşim nezleye yakalandı.
أَصَابَتِ النِّيرَانُ الْهَدَفَ بِدِقَّةٍ عَالِيَةٍ.
Ateş hedefe yüksek bir doğrulukla isabet etti.
أَصَابَ اللَّاعِبُ الْهَدَفَ بِبَرَاعَةٍ فِي الدَّقِيقَةِ الْأَخِيرَةِ.
Oyuncu son dakikada ustalıkla hedefi buldu.
أَصَابَ فِي تَوَقُّعَاتِهِ حَوْلَ نَتِيجَةِ الْمُبَارَاةِ.
Maçın sonucu hakkındaki tahminleri doğru çıktı.
başa gelmek, değmek, yaralamak