أَطْبَقَتِ الأُمُّ النَّافِذَةَ بِإِحْكَامٍ بِسَبَبِ العَاصِفَةِ القَوِيَّةِ.
Anne, şiddetli fırtına nedeniyle pencereyi sıkıca kapattı.
أَطْبَقَتِ الأُمُّ النَّافِذَةَ بِإِحْكَامٍ بِسَبَبِ العَاصِفَةِ القَوِيَّةِ.
Anne, şiddetli fırtına nedeniyle pencereyi sıkıca kapattı.
أَطْبَقَ الظَّلَامُ عَلَى الْقَرْيَةِ لَيْلًا.
Gece karanlık köyün üzerine kapandı.
أَطْبَقَ العُلَمَاءُ عَلَى هٰذَا الرَّأْيِ.
Âlimler bu görüş üzerinde ittifak etti.
kapamak, yummak