أَغَاظَ

يُغِيظُ، إِغَاظَة

أَغَاظَنِي تَجَاهُلُ أَخِي لِمَشَاعِرِي.

Kardeşimin duygularımı görmezden gelmesi beni sinirlendirdi.

أَغَاظَ تَصَرُّفُهُ الْوَقِحُ جَمِيعَ الْحَاضِرِينَ فِي الِاجْتِمَاعِ.

Onun kaba davranışı toplantıdaki herkesi öfkelendirdi.