أَفَادَ الْمَشْرُوعُ الْجَدِيدُ الْمُجْتَمَعَ الْمَحَلِّيَّ بِتَوْفِيرِ فُرَصِ عَمَلٍ جَدِيدَةٍ.
Yeni proje, yeni iş fırsatları sağlayarak yerel topluma yarar sağladı.
أَفَادَ الْمَشْرُوعُ الْجَدِيدُ الْمُجْتَمَعَ الْمَحَلِّيَّ بِتَوْفِيرِ فُرَصِ عَمَلٍ جَدِيدَةٍ.
Yeni proje, yeni iş fırsatları sağlayarak yerel topluma yarar sağladı.
أَفَادَ الطَّبِيبُ أَنَّ الْمَرِيضَ يَحْتَاجُ إِلَى عَمَلِيَّةٍ جِرَاحِيَّةٍ عَاجِلَةٍ.
Doktor, hastanın acil bir ameliyata ihtiyacı olduğunu belirtti.
أَفَادَ الشُّهُودُ أَنَّهُمْ رَأَوْا سَيَّارَةً مُسْرِعَةً تُغَادِرُ مَكَانَ الْحَادِثِ.
Tanıklar, olay yerinden hızla uzaklaşan bir araba gördüklerini bildirdiler.
demek, fayda etmek, iyiliği dokunmak, yararı dokunmak, hayrı dokunmak, duyuruda bulunmak, nasiplendirmek, medar olmak, yaramak