خَبَرُ نَجَاحِ ابْنَتِهَا فِي الِامْتِحَانِ أَفْرَحَ الْأُمَّ كَثِيرًا.
Kızının sınavı geçme haberi anneyi çok sevindirdi.
خَبَرُ نَجَاحِ ابْنَتِهَا فِي الِامْتِحَانِ أَفْرَحَ الْأُمَّ كَثِيرًا.
Kızının sınavı geçme haberi anneyi çok sevindirdi.
تَهْدِفُ هَذِهِ الْفَعَالِيَّةُ إِلَى إِفْرَاحِ الْأَطْفَالِ الْمُحْتَاجِينَ فِي الْعِيدِ.
Bu etkinlik, bayramda ihtiyaç sahibi çocukları neşelendirmeyi amaçlamaktadır.
mutlu etmek, mesut etmek, şad etmek, mutlulandırmak, mutlandırmak