قَطَعَتِ الْأُمُّ الْخُبْزَ بِالسِّكِّينِ وَأَعْطَتْ كُلَّ وَاحِدٍ مِنَّا قِطْعَةً عَلَى الْعَشَاءِ.
Anne akşam yemeğinde ekmeği bıçakla kesti ve her birimize bir parça verdi.
قَطَعَتِ الْأُمُّ الْخُبْزَ بِالسِّكِّينِ وَأَعْطَتْ كُلَّ وَاحِدٍ مِنَّا قِطْعَةً عَلَى الْعَشَاءِ.
Anne akşam yemeğinde ekmeği bıçakla kesti ve her birimize bir parça verdi.
قَطَعَتِ الْأُمُّ زَهْرَةً مِنَ الْحَدِيقَةِ وَوَضَعَتْهَا فِي الْمَزْهَرِيَّةِ لِتَزْيِينِ الْغُرْفَةِ.
Anne bahçeden bir çiçek kopardı ve odayı süslemek için vazoya koydu.
biçmek, katetmek, geçmek, kırpmak, yontmak
قَطْعُ الْأَشْجَارِ بِكَثْرَةٍ يَضُرُّ بِالْبِيئَةِ.
Ağaçların aşırı kesilmesi çevreye zarar verir.
أَعْلَنَتِ الشَّرِكَةُ قَطْعَ الْمَاءِ عَنِ الْحَيِّ لِمُدَّةِ سَاعَتَيْنِ.
Şirket, mahallenin suyunun iki saatliğine kesileceğini duyurdu.
قَطْعُ هَذِهِ الْمَسَافَةِ سَيْرًا يَحْتَاجُ إِلَى سَاعَةٍ كَامِلَةٍ.
Bu mesafeyi yürüyerek katetmek tam bir saat sürer.
ampütasyon, kopma, biçme, kesi, kupür, katiyet, kesilme, makaslama, rezeksiyon
قَطَّعَتْ أُمِّي الطَّمَاطِمَ لِتَحْضِيرِ السَّلَطَةِ.
Annem, salata yapmak için domatesleri dilimledi.
parçalamak, doğramak, parsellemek