أَصْبَحَ الْفَرِيقُ أَقْوَى بَعْدَ التَّدْرِيبَاتِ الْمُكَثَّفَةِ الَّتِي خَضَعُوا لَهَا طَوَالَ الشَّهْرِ.
Takım, ay boyunca geçirdikleri yoğun antrenmanlardan sonra daha güçlü hale geldi.
أَصْبَحَ الْفَرِيقُ أَقْوَى بَعْدَ التَّدْرِيبَاتِ الْمُكَثَّفَةِ الَّتِي خَضَعُوا لَهَا طَوَالَ الشَّهْرِ.
Takım, ay boyunca geçirdikleri yoğun antrenmanlardan sonra daha güçlü hale geldi.
الْأَسَدُ هُوَ أَقْوَى الْحَيَوَانَاتِ الْمُفْتَرِسَةِ فِي الْغَابَةِ.
Aslan, ormandaki en güçlü yırtıcı hayvandır.
كَانَتْ حُجَّتُهُ أَقْوَى مِنْ حُجَّتِي، لِذَلِكَ وَافَقْتُ عَلَى رَأْيِهِ.
Onun argümanı benimkinden daha kuvvetliydi, bu yüzden fikrine katıldım.