أَمْعَنَ

يُمْعِنُ، إِمْعَان

أَمْعَنَ الشُّرْطِيُّ النَّظَرَ فِي الْأَدِلَّةِ الَّتِي جَمَعَهَا مِنْ مَسْرَحِ الْجَرِيمَةِ.

Polis memuru, olay yerinden topladığı kanıtlara dikkatlice baktı.

أَمْعَنَ الْفَيْلَسُوفُ فِي مَعَانِي الْحَيَاةِ وَالْوُجُودِ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ.

Filozof, yaşamın ve varoluşun anlamları üzerine uzun saatler derinlemesine düşündü.