أَوْقَ القَاضِي تَنْفِيذَ الحُكْمِ مُؤَقَّتًا بِنَاءً عَلَى طَلَبِ مُحَامِي الدِّفَاعِ.
Yargıç, savunma avukatının talebi üzerine hükmün uygulanmasını geçici olarak durdurdu.
أَوْقَ القَاضِي تَنْفِيذَ الحُكْمِ مُؤَقَّتًا بِنَاءً عَلَى طَلَبِ مُحَامِي الدِّفَاعِ.
Yargıç, savunma avukatının talebi üzerine hükmün uygulanmasını geçici olarak durdurdu.
أَوْقَ رِجَالُ الشُّرْطَةِ حَرَكَةَ المُرُورِ مُؤَقَّتًا بِسَبَبِ الحَادِثِ الَّذِي وَقَعَ عَلَى الطَّرِيقِ السَّرِيعِ.
Polis, otoyolda meydana gelen kaza nedeniyle trafiği geçici olarak engelledi.