اتَّكَأَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ عَلَى عَصَاهُ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Yaşlı adam, parkta yürürken bastonuna yaslandı.
اتَّكَأَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ عَلَى عَصَاهُ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Yaşlı adam, parkta yürürken bastonuna yaslandı.
اتَّكَأَتِ الْمَرْأَةُ عَلَى الْحَائِطِ لِتَسْتَرِيحَ قَلِيلًا بَعْدَ الْعَمَلِ الشَّاقِّ.
Kadın, yorucu işten sonra biraz dinlenmek için duvara dayandı.
اِتَّكَأَ عَلَى خِبْرَتِهِ الطَّوِيلَةِ فِي حَلِّ الْمَشَاكِلِ الصَّعْبَةِ.
Zor sorunları çözmede uzun deneyimine destek aldı.
abanmak, belini vermek, dal vermek