اِحْتَدَّ النِّقَاشُ بَيْنَ السِّيَاسِيِّينَ خِلَالَ الْبَرْنَامَجِ التِّلْفِزْيُونِيِّ حَوْلَ الْقَضَايَا الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Ekonomik konularla ilgili televizyon programı sırasında politikacılar arasındaki tartışma şiddetlendi.
اِحْتَدَّ النِّقَاشُ بَيْنَ السِّيَاسِيِّينَ خِلَالَ الْبَرْنَامَجِ التِّلْفِزْيُونِيِّ حَوْلَ الْقَضَايَا الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Ekonomik konularla ilgili televizyon programı sırasında politikacılar arasındaki tartışma şiddetlendi.
اِحْتَدَّتِ الرِّيَاحُ فَجْأَةً وَأَصْبَحَتِ الْأَمْوَاجُ عَالِيَةً فِي الْبَحْرِ.
Rüzgar aniden sertleşti ve denizde dalgalar yükseldi.
احْتَدَّتِ الْمُنَافَسَةُ بَيْنَ الشَّرِكَاتِ بَعْدَ إِطْلَاقِ الْمُنْتَجِ الْجَدِيدِ فِي السُّوقِ.
Piyasaya yeni ürünün sürülmesinden sonra şirketler arasındaki rekabet kızıştı.
kızmak, hararetlenmek, kızgınlaşmak, öfkelenmek, kafası kızmak