اِشْتَكَى الْمُوَظَّفُ مِنْ ظُرُوفِ الْعَمَلِ الصَّعْبَةِ فِي الشَّرِكَةِ.
Çalışan, şirketteki zorlu çalışma koşullarından şikayet etti.
اِشْتَكَى الْمُوَظَّفُ مِنْ ظُرُوفِ الْعَمَلِ الصَّعْبَةِ فِي الشَّرِكَةِ.
Çalışan, şirketteki zorlu çalışma koşullarından şikayet etti.
اِشْتَكَى الْجَدُّ مِنَ الْوَحْدَةِ بَعْدَ وَفَاةِ زَوْجَتِهِ.
Dede, eşinin ölümünden sonra yalnızlıktan yakındı.
şikâyet etmek, şikâyet getirmek, müşteki olmak, serzeniş etmek, serzenişte bulunmak, şikâyette bulunmak, söylenmek