اِصْطَفَّ الْمُصَلُّونَ فِي الْمَسْجِدِ لِأَدَاءِ صَلَاةِ الْجُمُعَةِ بِخُشُوعٍ وَإِيمَانٍ.
Cemaat, huşu ve inançla cuma namazını kılmak için camide saf tuttu.
اِصْطَفَّ الْمُصَلُّونَ فِي الْمَسْجِدِ لِأَدَاءِ صَلَاةِ الْجُمُعَةِ بِخُشُوعٍ وَإِيمَانٍ.
Cemaat, huşu ve inançla cuma namazını kılmak için camide saf tuttu.
اصْطَفَّ الطُّلَّابُ فِي سَاحَةِ الْمَدْرَسَةِ اسْتِعْدَادًا لِبَدْءِ مَرَاسِمِ الِاحْتِفَالِ بِالْيَوْمِ الْوَطَنِيِّ.
Öğrenciler, ulusal gün kutlama töreninin başlamasına hazırlanmak için okul bahçesinde sıraya girdiler.
اصْطَفَّتِ الْأَشْجَارُ عَلَى جَانِبَيِ الطَّرِيقِ لِتُشَكِّلَ مَنْظَرًا طَبِيعِيًّا خَلَّابًا.
Ağaçlar, yolun her iki tarafında dizilerek muhteşem bir doğal manzara oluşturdu.
sıra olmak, kuyruk olmak, katarlanmak