أَعْتَزُّ بِصَدَاقَتِي مَعَ هَؤُلَاءِ الْأَشْخَاصِ الَّذِينَ وَقَفُوا بِجَانِبِي فِي الشَّدَائِدِ
Zor zamanlarda yanımda olan bu insanlarla olan arkadaşlığıma değer veriyorum.
أَعْتَزُّ بِصَدَاقَتِي مَعَ هَؤُلَاءِ الْأَشْخَاصِ الَّذِينَ وَقَفُوا بِجَانِبِي فِي الشَّدَائِدِ
Zor zamanlarda yanımda olan bu insanlarla olan arkadaşlığıma değer veriyorum.
أَعْتَزُّ بِكَوْنِي جُزْءاً مِنْ هَذَا الْفَرِيقِ الْمُتَمَيِّزِ.
Bu seçkin ekibin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.
لَا يَجِبُ أَنْ نَعْتَزَّ بِإِنْجَازَاتِنَا أَمَامَ الْآخَرِينَ.
Başarılarımızla başkalarının önünde övünmemeliyiz.
iftihar etmek, övünç duymak