انْسَدَّتِ الطُّرُقُ بِسَبَبِ الثُّلُوجِ الْكَثِيفَةِ خِلَالَ الْعَاصِفَةِ الشِّتَوِيَّةِ.
Kış fırtınası sırasında yoğun kar yağışı nedeniyle yollar kapandı.
انْسَدَّتِ الطُّرُقُ بِسَبَبِ الثُّلُوجِ الْكَثِيفَةِ خِلَالَ الْعَاصِفَةِ الشِّتَوِيَّةِ.
Kış fırtınası sırasında yoğun kar yağışı nedeniyle yollar kapandı.
انْسَدَّتِ الْمَجَارِي بِسَبَبِ تَرَاكُمِ النُّفَايَاتِ فِي الْأَنَابِيبِ الْقَدِيمَةِ.
Eski borularda atık birikmesi nedeniyle kanalizasyon tıkandı.
انْسَدَّتْ آمَالُهُ فِي الْحُصُولِ عَلَى الْوَظِيفَةِ بَعْدَ الْمُقَابَلَةِ السَّيِّئَةِ.
Kötü bir görüşmeden sonra işi alma umutları engellendi.
tıpalanmak, tıkaçlanmak