بَاتَ وَاضِحًا أَنَّ الْمَشْرُوعَ يَحْتَاجُ إِلَى مَزِيدٍ مِنَ التَّمْوِيلِ لِتَحْقِيقِ النَّجَاحِ الْمَطْلُوبِ.
Projenin gerekli başarıyı elde etmek için daha fazla finanse edilmesi gerektiği açıkça ortada.
بَاتَ وَاضِحًا أَنَّ الْمَشْرُوعَ يَحْتَاجُ إِلَى مَزِيدٍ مِنَ التَّمْوِيلِ لِتَحْقِيقِ النَّجَاحِ الْمَطْلُوبِ.
Projenin gerekli başarıyı elde etmek için daha fazla finanse edilmesi gerektiği açıkça ortada.
بَاتَ الضَّيْفُ عِنْدَنَا لَيْلَةً وَاحِدَةً.
Misafir bizde bir gece geçirdi.
بَاتَ الْفَرِيقُ لَيْلَتَهُ يَدْرُسُ الْخُطَّةَ الْجَدِيدَةَ لِلْمَشْرُوعِ بِعِنَايَةٍ فَائِقَةٍ.
Takım, projenin yeni planını son derece dikkatli bir şekilde inceleyerek geceyi geçirdi.
Ayrıca: yatmak, gecelemek, konaklamak, kalmak, dönüşmek
uyumak, yatıya kalmak, sabahlamak
رَفَضَ الْوَزِيرُ الطَّلَبَ رَفْضًا بَاتًّا.
Bakan talebi kesin bir dille reddetti.