بَادِي

كَانَ الْغَضَبُ بَادِيًا عَلَى وَجْهِهِ عِنْدَمَا عَلِمَ بِالْخِيَانَةِ الَّتِي تَعَرَّضَ لَهَا مِنْ أَقْرَبِ أَصْدِقَائِهِ.

En yakın arkadaşlarından ihanete uğradığını öğrendiğinde yüzünde öfke açıktı.

كَانَتْ عَلَامَاتُ السَّعَادَةِ بَادِيَةً عَلَى وُجُوهِ الْأَطْفَالِ أَثْنَاءَ اللَّهْوِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Çocukların bahçede oynarken yüzlerinde mutluluk belirtileri belliydi.

كَانَ التَّعَبُ بَادِيًا عَلَى صَوْتِهَا عِنْدَمَا تَحَدَّثَتْ عَنِ الصُّعُوبَاتِ الَّتِي وَاجَهَتْهَا فِي الْعَمَلِ.

İş yerinde karşılaştığı zorluklardan bahsederken sesinde yorgunluk görünüyordu.

Eşdizimler