بَاسِط

كَانَتِ الشَّمْسُ بَاسِطَةً أَشِعَّتَهَا الذَّهَبِيَّةَ عَلَى الحُقُولِ الخَضْرَاءِ فِي الصَّبَاحِ.

Güneş sabahleyin altın ışınlarını yeşil tarlalara yayıyordu.

كَانَتْ كَلِمَاتُهُ بَاسِطَةً لِلْقَلْبِ، تَمْلَؤُهُ بِالأَمَلِ وَالتَّفَاؤُلِ فِي المُسْتَقْبَلِ.

Onun sözleri kalbi genişletiyordu, geleceğe dair umut ve iyimserlikle dolduruyordu.