كَانَ الْبَدْرُ يُضِيءُ السَّمَاءَ بِضَوْءٍ سَاطِعٍ وَجَمِيلٍ فِي تِلْكَ اللَّيْلَةِ.
O gece dolunay gökyüzünü parlak ve güzel bir ışıkla aydınlatıyordu.
كَانَ الْبَدْرُ يُضِيءُ السَّمَاءَ بِضَوْءٍ سَاطِعٍ وَجَمِيلٍ فِي تِلْكَ اللَّيْلَةِ.
O gece dolunay gökyüzünü parlak ve güzel bir ışıkla aydınlatıyordu.
عِنْدَمَا يَكُونُ البَدْرُ مُكْتَمِلًا، يَكُونُ مَنْظَرُهُ رَائِعًا.
Dolunay tamamlandığında manzarası harika olur.
ayın on dördü, kamer, mehtap