بَذَلَ الفَرِيقُ جُهُودًا كَبِيرَةً لِلْفَوْزِ بِالمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım final maçını kazanmak için büyük çaba gösterdi.
بَذَلَ الفَرِيقُ جُهُودًا كَبِيرَةً لِلْفَوْزِ بِالمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım final maçını kazanmak için büyük çaba gösterdi.
بَذَلَ الطَّالِبُ جُهْدًا مُضَاعَفًا لِتَحْقِيقِ النَّجَاحِ فِي الِامْتِحَانِ.
Öğrenci sınavda başarılı olmak için iki kat gayret etti.
بَذَلَ الْكَثِيرَ مِنَ الْمَالِ عَلَى شِرَاءِ سَيَّارَةٍ جَدِيدَةٍ.
Yeni bir araba almak için çok para harcadı.
sarf etmek