لَمْ يَبْرَحِ الرَّجُلُ مَكَانَهُ حَتَّى جَاءَ أَصْدِقَاؤُهُ.
Adam arkadaşları gelene kadar yerinden ayrılmadı.
لَمْ يَبْرَحِ الرَّجُلُ مَكَانَهُ حَتَّى جَاءَ أَصْدِقَاؤُهُ.
Adam arkadaşları gelene kadar yerinden ayrılmadı.
مَا بَرِحَ الطِّفْلُ يَبْكِي.
Çocuk hâlâ ağlıyordu.
بَرَّحَ بِهِ التَّعَبُ بَعْدَ الرِّحْلَةِ الطَّوِيلَةِ.
Uzun yolculuktan sonra yorgunluk onu bitirdi.