وَضَعَتِ الْخَيَّاطَةُ بَكْرَةَ الْخَيْطِ عَلَى الطَّاوِلَةِ.
Terzi iplik makarasını masanın üzerine koydu.
وَضَعَتِ الْخَيَّاطَةُ بَكْرَةَ الْخَيْطِ عَلَى الطَّاوِلَةِ.
Terzi iplik makarasını masanın üzerine koydu.
انْتَهَى الْخَيْطُ فِي الْبَكْرَةِ فَاشْتَرَيْنَا وَاحِدَةً جَدِيدَةً.
Bobindeki iplik bitti, biz de yenisini aldık.
لَفَّتْ جَدَّتِي الْخَيْطَ حَوْلَ الْبَكْرَةِ بِعِنَايَةٍ.
Büyükannem ipi masuranın etrafına özenle sardı.
çıkrık, palanga, sarmaç
اسْتَيْقَظْنَا بُكْرَةً لِنَذْهَبَ إِلَى السُّوقِ.
Pazara gitmek için sabahın erken saatinde uyandık.
سَنَلْتَقِي بُكْرَةً فِي الْمَقْهَى.
Yarın kafede buluşacağız.