لَمْ يَزُرْنِي صَدِيقِي فَحَسْبُ، بَلْ أَحْضَرَ لِي هَدِيَّةً أَيْضاً.
Arkadaşım sadece beni ziyaret etmekle kalmadı, hatta bana bir hediye de getirdi.
لَمْ يَزُرْنِي صَدِيقِي فَحَسْبُ، بَلْ أَحْضَرَ لِي هَدِيَّةً أَيْضاً.
Arkadaşım sadece beni ziyaret etmekle kalmadı, hatta bana bir hediye de getirdi.
لَمْ تَكُنِ الْمَدِينَةُ هَادِئَةً فِي اللَّيْلِ، بَلْ كَانَتْ مُزْدَحِمَةً وَمَلِيئَةً بِالنَّاسِ.
Şehir geceleyin sakin değildi, aksine kalabalıktı ve insanlarla doluydu.
لَمْ يَكُنْ أَخِي سَعِيدًا بِالْمُبَارَاةِ، بَلْ كَانَ حَزِينًا جِدًّا بَعْدَ أَنْ خَسِرَ فَرِيقُهُ.
Kardeşim maçtan memnun değildi, bilakis takımı kaybedince çok üzgündü.